Evet bakalım gençler, kendini genç hissedenler ve sevgili y kuşağı. Bu seferki insan kaynakları yazımızda kariyer planlaması nedir, kariyer haritası nasıl çizilir bunu öğreneceğiz. Her zaman dile getirdiğim üzere kariyerinizi şekillendirmeye daha üniversite sınavına hazırlanma aşamasında başlamanız gerektiğini söylüyorum size. Çok basit düşünün;...
Nerede bir cümle içinde ''işe iade'' kelimeleri geçerse orada akan sular durulmalı. Bu konu hem işçi hem de işverenler açısından dipsiz bir kuyuya benzer. Belkide iş hukuku konusunun en önemli konu başlığı ''işe iade davasıdır''...
tres mülakatı; mülakat teknikleri içinde her iki tarafı oldukça geren belkide tek mülakat tekniğidir bu. Google'a ''stres mülakatı nasıl yapılır'' diye aratacak derecede kırmızı çizgiler içeren ve konunun uzmanları tarafından yapılması elzem bir mülakattır. Peki bu mülakat hangi meslekler için uygulanır?...
Kariyer.net’te bir ilana ortalama 2500 başvuru geliyor. Ortalama belirtiğim bu rakam 3000’leri buluyor büyük şehir ilanlarında. Bu binlerce kişi arasında kaybolmamak için gerekli birkaç tüyoyu sizinle paylaşayaım istiyorum.
...
Merhaba. Mizah haber sitesi olan Zaytung’da trajikomik bir espri vardı. 30
yaşına kadar tecrübesi yok diye işe alınmayan genç 30 yaşından sonrada yaşlı
diye işe alınmayarak kariyerine devam etti diye. Peki bu esprinin günümüzde
bire bir gerçeklikte yaşanmadığının kanıtı var mı ve deneyimi yok diye
alınmayan kişilerin içindeki yetkinlikleri nasıl keşfedeceğiz?
İşe alımlarda yetkinlik mi deneyim mi önemlidir konusu son zamanlarda
yeterince irdelenmektedir. Bir işe alımcının günün sonunda aslında aklında ki
tek soru işareti mülakata gelen ‘’O’’ kişi bu işe uygun mudur değil midir
sorusudur. Hal böyle olurken adayda aranan yetkinlikler veya şu kadar yıl
tecrübe olayları hep bu kapıya çıkmaktadır. Aranan tecrübe demişken buraya da
bir parantez açmak istiyorum. İlanlarda belirtilen deneyim yılının net tarifi
yoktur. Yani özellikle Türkiye’de belirli kalıpları kırmak zordur. Örneğin en
az 5 yıl deneyimi olsun denilen bir ilana 4.5 yıl deneyimi olan kişi
başvurmasın mı? Veya 7 yıl, 9 yıl, 13 yıl gibi absürt ara rakamlarda deneyim
yılı isteniyor. Mesela neden 10 yıl değilde 9 yıl tecrübesi olsun? Olayı bu
açıdan irdelediğimizde varılmak istenen sonuç bahsettiğim gibi sadece o adayın
o işe uygun olup olmadığı ve o işi yapıp yapamayacağının ölçülmek istenmesidir.
Aslında bu iki farklı kriterde ilgili pozisyona,
pozisyonun gereklerine göre değişkenlik gösterir. Kurumun stratejilerine,
hedeflerine göre bazen yetkinlik bazen deneyim ön plana çıkar. Her pozisyon,
her görev, her şirket, her hedefe göre değişebileceği gibi zamana göre de
değişkenlik gösterebilir.
Her işveren tecrübeli eleman çalıştırmak ister.
Kariyer portallarında yayınlanan ilanların büyük çoğunluğunda da bu karşımıza
çıkar. Üst düzey pozisyonlar için evet, deneyim çok önemli bir faktör fakat
yeni mezunlar için yetkinlikler önem kazanmaktadır.
Peki bana göre işe alımlarda yetkinlik mi önemlidir yoksa deneyim mi? Bu
tartışmada ben yetkinliklerin 1-0 önde olduğunu düşünüyorum. Tabi ki pozisyona
ve şirkete göre bu kriterler değişmekle beraber her zaman için yetkinlik >
deneyim olmalıdır. Çünkü çok spesifik meslekler dışında her işi minimum 2 ay
maksimum 6 ayda öğretirsiniz. Örneğin ‘’personel özlük’’ alanında sıfırdan
yetiştirmek için bir İK aldınız diyelim. Bu İK’ya tüm SGK mevzuatını, iş
hukukunu, bordro yapmasını, yasal işten çıkışları, resmi kurumlarla yazışmaları
ve diğer tüm süreçleri 7-8 ayda çok rahat öğretirsiniz ama o kişinin içinde İK
olmak için gereken belli başlı yetkinlikler yoksa bir nevi o cevheri
işleyemezsiniz. Genel olarak da deneyim
olmadan yetkinliğin pek bir anlamı olmuyor, yetkinlik ve davranışlar
geliştirilebilir. Sıfırdan başlandığını düşünürsek ilk adım yetkinlik, çalışma
hayatı arttıkça zaten deneyim kazanılmış oluyor.
Sonuç olarak bir çok İK’cı bir çok departman müdürü
birçok işveren ve birçok iş arayanlar için bu sorunun net ve tek doğru cevabı
yoktur. Yetkinlik; bilgi, duygu ve düşüncenin davranışa dönüşmüş halidir ve
geliştirilebilir, yetkinlik olduğunda da doğal olarak deneyimi getirir. Eğer
sıfır tecrübesi olan yeni mezun birinden deneyim istenmeyeceği için işe
alımlarda yetenekleri ölçülmelidir, deneyimli kişiler içinse
yetkinlik+deneyimleri iş görüşmesinde sorgulanmalıdır.
Merhaba. İnsan Kaynaklarının
göze kulağa en hoş gelen kısmı hiç kuşkusuz ki bir çoklarına göre mülakat ve
işe alım kısmıdır. Yapılması en keyifli aktivitelerden birisi olan işe alım
tarafı aynı zamanda en riskli tarafı da oluşturmaktadır. Doğru işe doğru
çalışan alınamayınca oluşabilecek hasar Balans Skor Kartında İK tarafına eksi
puan olarak yazılmaktadır. Haneye yazılan bu eksi puanın yanında turnover
oranının yükselmesi, işveren markasının
hasar alması, ekstra SGK ve bordro tarafında oluşan maliyet de işe yanlış
alınan kişilerin oluşturduğu hasardır. Hal böyle olunca mülakatlarda en doğru
adayı seçmek için sistematik bakış açıları yaratılmaktadır. Bu sistematik bakış
açısının en güzide örneğini de de ‘’yetkinlik bazlı mülakat rehberi’ oluşturur.
Peki yetkinlik bazlı mülakat ne demektir? Mülakatların çok
çeşitli teknikleri vardır. Değişen dünyada iş yaşamı da değişim rüzgarlarından
etkilenmiş ve artık mülakatlarda klasik yapılandırılmamış mülakatlar yerine
yapılandırılmış yetkinlik bazlı ve davranışsal değerlendirme şeklinde mülakat
teknikleri kullanılmaktadır. Yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır
sözünden ilham almış bir tekniktir. Açık uçlu sorularla adayın yetkinliğinin
olup olmadığı ölçülmektedir.
Literatürde bir diğer
adı STAR Tekniği olarak geçmektedir. STAR kelimesi, ingilizce State (Durum),
Task (Görev), Action (Davranış/Hareket), Result (Sonuç) kelimelerinin baş
harflerinin birleşiminden oluşur.
S- Situation / Durum : Daha önce karşılaştığınız
bir zorluğu anlatın. T - Task
/ Görev : Bu durumda ne yapmanız gerektiğini düşündünüz, neyi amaçladınız? A - Action / Hareket : Neler yaptınız? R- Result / Sonuç : Sonuçları ne oldu?
Her ne kadar yıllardan
beri süre gelen süreçlerle mülakat soruları belli bir şablona oturtulsa da
mülakat denilen olgu tamamen subjektif kararlara dayanmaktadır. Şöyle ki 2
kişinin 1 adayı değerlendirdiği görüşmelerde bile birisi adaya olumlu işe
alındı, diğeri olumsuz işe alınmadı diyebilmektedir. Sonuçta değerlendirdikleri
kişi aynı kişi ve aynı yetkinliktedir ama kişilerin bakış açısı
farklıdır.
İşte bu tarz subjektif
kararları minimize ederek en doğru sonuçlara ulaşabilmek adına Star tekniği
güzel bir mülakat tekniğidir. Yetkinlik bazlı mülakatlarda yöneltilebilecek
sorular pozisyona göre değişiklik gösterir. Ancak mülakat öncesi sorulabilecek
soruları gözden geçirerek hazırlanmak mülakatın daha başarılı geçmesini
sağlayacaktır. Soruları cevaplarken unutulmaması gereken nokta mutlaka somut,
yaşanmış olaylardan örnekler verilmesi gerektiğidir.
Yetkinlik
Bazlı Mülakatın Olumsuz Yönleri
Dünyadaki hiçbir
sistem mükemmel değildir ve her sistem kendisini yenileme ihtiyacı hisseder. Bu
teknikte diğer klasik görüşmelerin aksine son derece gerçekçi sonuçlara
ulaştırsa da bazı olumsuz yanları olabilir. Örneğin; yeni mezun bir aday ile
karşı karşıya kaldıysanız, kendi yetkinliklerini tanımlayabilecek tecrübeye
sahip olmadığından akıcı bir mülakat süreci geçiremezsiniz. Bir başka örnek;
yetkinlik bazlı mülakatlara daha önce defalarca girmiş tecrübeli bir aday ile
mülakat gerçekleştirecekseniz, aday bu mülakata daha önceki tecrübelerinden
yola çıkarak yanlışlarını da düzelterek daha hazırlıklı gelebilir ya da mülakatı
yapan kişinin STAR tekniği hakkında çok bilgisi ve pratiği olmadığı takdirde
yine akıcı bir mülakat geçirilememektedir. Günümüzde oldukça fazla kullanılan
bu teknik, mülakat görüşmelerinin ilerleyişini belirlemektedir.
Star tekniğinin
görüşmede başarılı şekilde uygulanması için adaya yaşadığı olayın baştan sona
anlatılması sağlanmalıdır. Bunu yapabilmek elbette zor ve tecrübe
gerektirebilir.
STAR
Teknikleri
Tam
star, sahte star, kısmi star olarak çeşitleri olan star tekniğinde; aday tüm
durumlar hakkında bilgilendirme yapıyorsa tam star yaşadığı olay hakkında doğru
bilgilendirme yapmıyorsa sahte star ve aday s,t,a ve r durumlarından herhangi
birini eksik olarak belirtiyorsa kısmi star olarak adlandırılıyor.
Kısmi Star Adayın anlatımında, s/t, a veya r'den herhangi
biri eksiktir. Takip soruları ile eksik olan kısım tamamlanmalıdır. Sorulan
soruların varsayımsal olmamasına, adayın gerçekten yasadığı bir örneği
anlatmasını sağlayacak şekilde yöneltilmesine dikkat edilmelidir. Örneğin
"yoğun stres altında nasıl çalışırsınız?" sorusu yerine "stres
altında çalışmak zorunda kaldığınız bir duruma örnek verir misiniz?"
sorusunun tercih edilmesi gerekir. Yönlendirici sorulardan da mutlaka
kaçınılmalıdır. Sahte Star Adayın yasadığı durum hakkında doğru bilgiler
anlatmaması ile ortaya çıkar. Olan şeyi değil olması gereken senaryoyu anlatır. Tam Star Aday yaşadığı olayla ilgili eksiksiz bilgilendirme
yapıyorsa tam star olarak geçer.
Son
olarak aşağıda örnek müşteri temsilciği pozisyonu için kendimin hazırladığı
rehberi görmektesiniz. Sizde buna benzer bir rehber hazırlayarak mülakatları
olabildiğince objektif değerlendirme kriterlerine oturtabilirsiniz.
Merhaba. Öncelikle şu videoyu iyice bir izleyelim.
Ondan sonrasında şu anket sonuçlarına bir bakalım.
Hem her gün İK’lara sövüp hem de en çok çalışmak istenen bu
mesleğin neden seçilmek istenildiğini iyi belirleyin. Amacınız her gün küfür
yemek olmayıp hakkınızla bu mesleği yapmak olduğunu varsayarak konuya devam
edelim.
Bu konu hakkında başta linkedin olmak üzere sosyal medya ve gerçekte çok
sorular geliyor. Baştan şunu belirteyim. Bu mesleği ben bulmadım ve mesleğe
kabul standart enstitüsü ben değilim. Yani ister bir fizik mezunu ister Jeoloji
mühendisi isterse de BESYO mezunu bir kişi ben İK olacağım desin ve olsun.
Orası beni ilgilendirmez. Sadece bana gelen onlarca soruya tek çatı altında
cevap vererek bir kaç naçizane tavsiyede bulunalım.
Bu konuyu çok soran
ve İK alanında ilerlemek isteyen arkadaşlara da aynı fikirleri verdim.
Öncelikle sıfırdan İK'ya başlamak günümüz şartlarında zor zanaat. Çünkü bugün
hala işletmelerin çoğunda (İstanbul'da bu görüş değişmekle birlikte) personel
özlük işlemlerini yapabilecek deneyimli İK aramaktadırlar. Hal böyle olunca
''yetiştirilmek üzere'' kavramlı ilanlar önem kazanmaktadırlar.
1. seçenek olarak; Sıfırdan İK'ya
başlamak için atılacak en güzel adım işkur işbaşı eğitim programlarıdır. Bu
programları kovalamalısınız ayrıyeten işkur danışmanınıza giderek bizzat cv
verin ve her gün işkur sitesinden bu ilanlara bakın. Bu programdan yararlanmak
isteyen çoğu işletme yeni mezun, yaşı genç ve bayan aramaktadırlar.
2. seçenek olarak; İK alanında
yüksek lisansa başlamak. Adecco, Ranstad, Oxygen gibi özel istihdam bürolarında
İK olmak için iş ve meslek danışmanlığı sertifikası ya da yüksek lisans
mezuniyeti arıyorlar. Yüksek lisans sonrası bu tarz İK danışmanlık firmalarına
girerek İK'nın en güzel tarafı olan işe alımdan başlayabilirsiniz. Bu tarz tüm
danışmanlık şirketlerine CV’inizi iletebilirsiniz ve ön yazı yazmayı ihmal
etmeyin.
3.seçenek olarak; özellikle sonunda
staj imkanı olan İK uzmanlık sertifika programları yararlı olur. Aktif İK
olarak çalışan eğitmenlerin katıldığı bu programlarla hem teorik bilgi oturtmuş
olursunuz hem de kursa eğitim vermeye gelen İK müdürleriyle networking
sağlarsınız.
4.seçenek olarak; tabi ilgili bölüm
mezunu olmak şartıyla (ÇEKO, İşletme gibi veya İK yüksek lisans yaptığınızı
varsayarak) küçük kobi veya aile şirketlerine ön muhasebeci olarak girmek.
Günümüzdeki bir çok İK müdürünün CV'sini incelediğimizde çoğunun çekirdekten
yetiştiğini ve işin mutfağından geldiğini görürüz. Örneğin çalıştığım
şirketteki bir İK müdürü normal işçi olarak başlamıştı ve daha sonra İK'ya
geçti. Keza günümüzde bir çok İK ‘’personel özlükçülük’’ kavramından geldiği için
ya ön muhasebeden ya da muhasebeden geçerek İK olmuşlardır. Mesela bir çağrı
merkezinde MT olarak başlarsınız elinizde İK sertifikası veya yüksek lisans
diploması varsa ben İK'ya geçmek istiyorum deyip çekirdekten yetişirsiniz.
5. ve son seçenek
olarak da; tüm bu işleri boş verip sağlam bir
dayı/referans/torpil bulmaya bakın. İşte o zaman sıfırdan direkt İK müdürü
olarak bile başlayabilirsiniz.
Evet genel olarak
nasıl İK oluruz şeklinde soruya verilecek klasik cevap yukarıdaki gibidir. Biz
bu yazıda hazır yapılmışları inceleyelim ve şuan İK olarak çalışan 1500
çalışanla yapılan anket sonuçlarını ve İK olmuş olanların nasıl İK olduklarını
belgelerle birlikte inceleyelim.
- Öncelikle
araştırmaya katılan İK uzmanlarının cinsiyeti incelediğinde büyük bir kadın
popülasyonu olduğu gözükmektedir. Örneklemin 224’ü (%71) kadın insan kaynakları
çalışanlarından oluşmaktadır. % 29,3'ü ise erkek çalışanlardır. Bu sonuç
değerlendirildiğinde literatürdeki örneklerle örtüştüğü görülmektedir. Son
yıllarda Personel Departmanlarının yerini İnsan Kaynakları Departmanları almaya
başlayınca bu sektörde kadın yoğun bir istihdamın arttığı görülmüştür.
- Araştırmaya
katılanların yaşı incelendiğinde 63’ü (%20) 20-30 yaş aralığında, 31’i (%10)
31-40 yaş aralığında, 11’i (%3) 41 yaş ve üzeri iken, %67’lik büyük bir kısmı
yaşı ile ilgili bilgi vermemiştir. Yani şu ana kadar iki bulguyu
incelediğimizde yaşı genç ve kadın olanların İK Uzmanı olmak için şansları
biraz daha fazla gözüküyor.
- Peki İK Uzmanı
olunca ne kadar maaş alacağız? Bu ayrı bir araştırmada başlı başına incelenmesi
gereken bir konu ama genel olarak ankete katılan İK uzmanlarının yaklaşık
olarak %20'si 2000 TL’nin altında ücretle çalıştığı görülüyor. %5,7'lik bir
grup da aylık 10000 TL'den yüksek bir ücretle çalışmaktadır. 2000-3000 TL
aralığı katılımcıların en büyük orana sahip olduğu ücret baremidir. Bu grupta
%29 gibi oran görünmektedir.
- İK Uzmanı olmak
için hangi üniversiteyi bitirmek gerekiyor? Uludağ Üniversitesi, Kocaeli
Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesi ilk üç üniversite olarak sıralanıyor. İK
Uzmanı olmak içinde ÇEKO mezunu olmak bu mesleğin kapılarını size açmaktadır.
Anket sorularınıcevaplayanlar arasında ÇEKO (%38), İşletme (%17,3), İktisat (%5,3), Kamu
Yönetimi (4,4) ve Uluslararası İlişkiler (%4,1) ile sıralanmaktadır. Yeni yeni
üniversitelerde bölümlerin açılmaya başladığı İKY de ise ancak (%3,5) oranda
mezun İK alanında istihdam edilmiştir.
- İK Uzmanı olarak
çalışanlar en fazla Otomotiv sektöründe bulunmaktadırlar. Bu sektörü Tekstil,
Ulaştırma ve İnşaat sektörünün takip ettiği görülmektedir. Yani İK olarak
çalışmayı istediğinizde ilk önce şansınızı tekstil fabrikalarında İşkur İşbaşı
Eğitim ile deneyebilirsiniz.
- Araştırmada en
önemli sorununda cevabı araştırılmış. Başta belirttiğim gibi hem her gün sağda
solda İK’lara sövüp hem de İnsan Kaynakları alanında çalışmak istenmesinin
nedenleri sorulmuştur. Verilen cevaplar incelendiğinde katılımcıların önemli
bir bölümü 207 kişi (%65,29) "kişisel özelliklerinin bu mesleğe uygun
olduğunu düşündükleri için" İK’yı seçmişlerdir. Bilinçli bir seçim değildi
diyenlerin oranı %6,62 olarak bulunmuştur. Cevaplar genel olarak değerlendirildiğinde
İK alanında çalışanların meslek seçimi konusunda bilinçli kararlar verildiği
anlaşılmaktadır. Hatta %8,51'i mesleğin "geleceği olan meslek" olduğu
düşüncesini paylaşmaktadır.
- Katılımcıların
herhangi bir İK sertifika kursuna katılıp katılmadıkları sorulduğunda yarıya
yakını sertifika almıştır. (%45,11) Bu oran oldukça önemli bir orandır. Bu
bağlamda İK Sertifikası almanın mesleki anlamda önemli görüldüğü şeklinde
yorumlanabilir. Son dönemlerde vakıf üniversitelerinin MBA programlarının
yaygınlaştığı düşünüldüğünde sertifika programlarının yerini İnsan Kaynakları
Tezsiz Yüksek Lisans programlarının alması olasıdır.
Sonuç olarak şuan
aktif olarak İK’da çalışan 317 kişinin de görüşleri incelendiğinde yazının
başında belirttiğim önerilerle paralel ilerlemektedir.
İktisadi İdari
Bilimler veya ÇEKO mezunu iseniz, herhangi bir İK Sertifika programı veya İK
Yüksek Lisans yapmışsanız, bu mesleği sadece İK = Mülakat algısından bakmayıp
mesleği hakkıyla yapacağınıza inanıyorsanız ve yaşınız genç ise işkur İEP
programlarıyla şansınızı değerlendirip sizde İK Uzmanı olabilirsiniz.
Merhaba. Günler
boyunca binlerce ilana yaptığınız başvurulardan biri nihayet sonuç verdi ve
mülakata davet edildiniz. Ve işte o an da geldi. İş görüşmelerinde ‘’let's
continue in english denilen’’ o sihirli an da andasınız!
Öncelikle
baştan belirteyim Türkiye sınırları içerisinde yaşadığımız için grammer hatası
yapacağım diye çok takılmayın. Eğer çok uluslu bir şirkette çalışmayacaksanız
veya iş yerinde ingilizcenizi aktif kullanacağınız bir işse ingilizce seviyeniz
hakkında abartmayın. Yani beginner seviyesiyle ben ıntermediate konuşurum
demeyin.
Peki ingilizce
mülakatta en çok sorulan sorular nelerdir?
Tell me about
yourself. (Bize biraz kendinden bahseder misin?)
Tell me about
your education. (Eğitim bilgilerinizden bahsediniz)
Describe your
most difficult jobs (Size göre zor iş nedir? Tanımlayınız.)
Describe a
situation in which you were successful (Size göre başarı nedir?)
What experience
do you have in this field? (Bu alandaki iş tecrübelerinizden bahsedebilir
misiniz?)
Why did you
choose this career? (Neden bu kariyeri seçtiniz?)
What goals do
you have in your career? (Kariyerindeki amaçların nedir?)
Describe a
typical work week (Genel bir çalışma haftanızı anlatır mısınız?)
Why did you
leave your last job?(Önceki işinizden neden ayrıldınız?)
Do you consider
yourself successful? (Sizce başarılı bir insan mısınız?)
Tell me about a
significant achievement in your life (Hayatınızdaki önemli bir başarınızı
anlatınız.)
How do you
handle stress and pressure? (Stres ve baskının üstesinden nasıl gelirsiniz?)
What do you
know about this organization? (Bu organizasyon hakkındaki düşünceleriniz
nelerdir?)
What can you do
for this company? (Bu şirket için ne yapabilirsiniz?)
In your
opinion, what are the most important elements for success? (Size göre
başarıdaki en önemli element,kıstas nedir?)
Why are you
interested in our company? (Neden bu firmada çalışmak istiyorsunuz?)
Why should we
hire you? (Sizi neden işe almalıyız?)
Do you work
well under pressure? (Baskı altında iyi çalışabilir misiniz?)
What do you
know about our company? (Şirketimize dair neler biliyorsunuz?)
Do you prefer
working individually or with a team? (Bireysel çalışmayı mı tercih edersiniz
ekip çalışmasını mı?)
What are your
strenghts? (Güçlü taraflarınız nelerdir?)
What are some
of your weaknesses? (Zayıf yönleriniz nelerdir?)
Can you give me
five words that best describe you? (Sizi en iyi tanımlayan 5 kelime nedir?)
What do people
most often criticize about you? (İnsanlar en çok sizin neyinizi eleştirir?)
What type of
work environment do you prefer? (Nasıl bir çalışma ortamını tercih edersiniz?)
What motivates
you to do your best on the job? (İşyerinde sizi en iyi ne motive eder?)
What major
problem have you had to deal with recently? How did you handle it? (Son
zamanlarda karşılaştığınız bir problemden bahsedin. Bu problemi çözebildiniz
mi?)
What has been
your biggest professional disappointment? (Profesyonel açıdan en büyük hayal
kırıklığınız neydi?)
What are your
short term/long term goals? (Kısa süreli hedefleriniz nelerdir?)
What motivates
you? (Sizi ne motive eder.)
Where do you
see yourself in five years time? (5 Yıl sonra kendinizi nerede görüyorsunuz?)
What are your
salary expectations? (Maaş beklentiniz nedir?)
How do you
spend your spare time? (Boş zamanlarınızı nasıl değerlendirirsiniz?)
Merhaba. Belki haberi
duymayanlarınız olmuştur. ABD Başkanı Obama'nın 15 yaşındaki küçük kızı Burger
King tarzı bir restaurantta (yaz dönemi boyunca) kasiyer ve garson olarak
çalıştı. Bakmasını bilenler için şu durumun içinde ne mesajlar gizli aslında! Biz Türkler arasında klasik geyik noktasına varan
''yabancılar, çocukları 18 yaşına geldiğinde evden atıyormuş'' diye bir söz
vardır. İşte o 18 yaşına geldiklerinde hayatı öğrenmeleri açısından bir çok
zengin CEO, tepe yöneticiler ve ABD başkanları çocuklarını bu tür işlerde
çalıştırıyorlar. Basına yansıyan en son haberde de Obama'nın 15 yaşındaki küçük
kızı bir restaurantta kasiyer ve garson olarak çalışmıştı. Beğenirsiniz beğenmezsiniz ama aslında Amerikan kültürünün
bir parçasıdır bu. Amerika'da 14-15 yaşlarından itibaren gençlerin yazın
kendilerine uygun işlerde çalışması beklenir. Kimi yerleri siler, kimi Mc
Donald's'ta çalışır, kimi komşularının çimlerini biçer. Bırakın Obama'yı geliri
Obama'dan kat be kat fazla olan pek çok CEO'nun çocuğu da aynısını yapar. Amaç
çalışma ahlakını, paranın kıymetini öğretmek ve kendi ayakları üzerinde
tutunmalarını sağlamaktır. Kapitalizmin başkenti olan ABD bu kültürle paranın
değerini çocuklara öğretiyorlar. Bunun devamında pek çok Amerikan ailesi 18 yaşına
gelmiş çocuklarının kendine yetmesini bekler. Üniversite mi okuyacaksın?
Elbette. Ben okul paranı öderim ama çalışıp para kazanıp karnını doyurmak,
kiranı ödemek sana kalmış derler veya durum uygun değilse okul ücretini çocuğa
borç olarak verirler. Obama'nın yıllık brüt maaşı 400 bin dolar. Aylık neti
kaba hesap 15 bin dolara gelir. Buna yazdığı kitaplardan, varsa
yatırımlarından, hisselerinden gelen gelir dahil değildir. Ve birçok ABD
başkanı emekli olduktan sonra esas gelirlerini yazdıkları kitaptan konuşmacı
olarak katıldıkları seminerlerden kazanır. Yani ne kendisinin ne kızlarının o
tezgahtarlık işinden gelecek 900 dolara ihtiyacı var ki ABD standartlarında
bile adam zengin sayılır. Bu olayın ya bizde olsa nasıl olurdu Türk versiyonuna
girmek istemiyorum. Çünkü bırak bizdeki bir CEO'nun çocuğunun LC Waikiki'de
kasiyer olarak çalışmasını, çocuğun kendisi LC Waikiki'den giyinmez bile. Başta da dediğim gibi şu olayda bakmasını bilenler
için aslında ne mesajlar gizlidir. Özellikle y kuşağı için yakından
değerlendirilmesi gereken bir konudur. Burada mesaj alınması gereken konu kasiyerlik, garsonluk veya çaycılık, mavi veya beyaz yaka. Hangi meslek olursa olsun alın teriyle çalışılan hiçbir mesleğin küçüklük veya büyüklük tarafı olmadığıdır.
Merhaba.
Facebook, linkedin, twitter tarzı sosyal platformlarda ‘’sizce iş ilanlarında
maaş bilgisi zorunlu olmalı mı’’ şeklinde mini bir anket gerçekleştirmiştim.
Elde edilen sonuçlara göre %70’e %30 oranında ‘’olmalı’’ sonucu çıktı. Bu da
bize gösteriyor ki iş arayanlar ilanlarda biraz daha şeffaflıktan yana.
Abd’de
durum farklı!
Amerika’da ki her iş ilanında günlük, aylık ve yıllık ücret dahi yazma
zorunluluğu vardır. Orada saat başı ücret işlediği için ilana başvuru yapan
aday eğer işe alınırsa yılda ne kadar ücret alacak bellidir. İlanlarda minimum pay, maximum pay ve salary yazılma zorunluluğu
vardır. Peki bu neden önemlidir? Her iki taraf açısından karşılık vakit
kaybının önlenmesi açısından önemlidir.
Peki Türkiye’de durum nasıl?
Türkiye’deki ilanların çoğunluğunda maaş bilgisi ve aralığı
yazmamaktadır. Genelde satış ve pazarlama işlerinde asgari ücret bilgisi
düşülür.Global
firmalarda şöyle bir durum vardır. Her pozisyon için skala bellidir ve her yıl
güncellenir. Skala da kendi içinde 3 aralık içerir.Örneğin5000-7000 skalasındayken, işveren
5000, 6000 ve 7000 teklif edebilecekse, öncelikle 5000-5500 arası teklif eder,
başvuran kişi pazarlığa girişirse kaçırmak istemedikleri biri ise 6000 TL’yi
alabilir. Şirket politikaları gereği "herkese ilk bandı öner, aday çok
iyiyse ortaya yaklaş" 'dır.
Madalyonun diğer tarafı
İş ilanlarına maaş bilgisinin yazılmasının sakıncalı
sonuçları da olabilir. Bunun sebebini davranışsal ekonominin temsilcisinden Dan
Ariely İzafiyet Sorunuolarak
tanımlıyor. Basitçe, hayatımızdaki şeyleri hep diğerleri ile ilişkisi içinde
değerlendiririz. Yani bir şeyin aslında tek başına değeri bizim için bir şey
ifade etmiyor. Önemli olan "şeylerin" izafi değeri. Bu durum hem göz
ilüzyonlarında kullanılan daireninbüyüklüğügibi somut şeyler için geçerli hem de
mutluluk, mutsuzluk, bir ürünün değeri, başarı tanımınız, eşinizin güzelliği
gibi akla gelebilecek her türlü soyut şey için de geçerli. Bunun sonucunda
çalışanların neden daha mutsuz olacağından başlarsak; Predictably Irrationalkitabında durumu şöyle açıklıyor.
Büyük bir yatırım şirketinde çalışan bir adam maaşından şikayet ediyor. Dan
Ariely'nin tanıdığı olan üst düzey yönetici, adama kaç yıldır çalıştığını ve
ilk mezun olduğunda mevcut pozisyonundaki maaş beklentisini soruyor. Adamının
beklentisinin orijinalinde 100,000 dolar olduğu ama mevcutta 300,000 dolar
kazandığı ortaya çıkıyor. Peki adam neden şikayet ediyor? Çünkü hikayedeki bu
adam yakın zamanda yan masalarda oturan ve kendisinden daha iyi olmadıklarını
düşündüğü diğer bazı çalışanların 310,000 dolar kazandığını öğrenmiş. İzafiyet
sorunundan ya da halk arasındaki tabiriyle kıskançlıktan dolayı adamın şu an
mutsuz olması davranışsal ekonomi açısından tam olarak olması beklenen şey. Benzer durum üst düzey maaş alan CEO’lar
açısından da geçerliymiş. Çalışanlar CEO bile olsalar diğer şirketteki tüm
CEO'lardan daha çok kazanmadıkça mutlulukları garantilenemiyor. Sebep?
CEO'ların birbirlerini kıskanıp mutsuz olması ve bahsettiğimiz izafiyet sorunu.
Çözüm
nasıl olmalıdır?
İş dünyasından genel kabul görmüş bazı mesleklerin maaşları
bellidir. Genelde de ilanlarda bu tarz meslekler için asgari
ücret+prim+yemek+servis şeklinde yan haklarla bir ücret skalası yazılmaktadır.
Esas oturtulması gereken sistem diğer mesleklerin maaş bilgisi için olmalıdır.
Başvuru yapan adaya telefonda ön görüşme olarak maaş
beklenti aralığı sorulmalıdır. Eğer adayın belirttiği skala şirket
limitlerinden ciddi oranda yüksekse her iki taraf açısından zaman kaybı
olmaması için görüşmeye çağırmamak gerekir. Eğer adayın belirttiği rakam
yukarıda örneğini verdiğim skala içerisindeyse görüşmeye çağrılır ve maaş
pazarlığı mülakatta sağlanır.
Son bir dipnot: Hem işveren hem de işçi açısından orta yolu
bulmak için ABD’deki sistem getirilebilir. Yani ilana o pozisyon için net bir
rakam yazmak yerine yıllık kazanç miktarı veya pozisyonun maaş aralığı
yazılmalıdır. O maaş aralığına uyan aday da başvuruyu ona göre yapar.
Merhaba. Nasıl ki affetmek bir erdemse teşekkür etmekte
bir nezaket göstergesidir. Görüşme sonunda göndereceğiniz teşekkür maili de
size artı puanlar kazandıracaktır. Bunlardan en önemlisi kendinizi diğer adaylardan
farklılaştırırsınız. Diyelim ki işe alımcı A kişisi ve B kişisi arasında kaldı.
Özellikle böyle bir durumda teşekkür maili atan kişinin şansı, işe istekliliği
ve enerjisini yansıttığı için bir adım öne çıkabilir. Bunun dışında teşekkür
mailinde eğer görüşmede belirtmek istediğiniz veya atladığınız konu varsa bunu
belirtebilir, kabaca yetkinliklerinizi tekrar hatırlatabilir ve görüşme olumsuz
olsa bile gösterdiğiniz jest ve nezaket için ilerleyen dönemlerde tekrar
pozisyon açıklığı olması durumunda şansınızı arttırabilirsiniz. Ayrıca görüşme
olumlu da olsa olumsuz da olsa göndereceğiniz bir teşekkür maili insan
ilişkilerine verdiğiniz değeri yansıtır networkünüzü geliştirirsiniz ve firmaya
olan ilginizin ve takipçiliğinizin bir göstergesi haline gelir. Genel olarak
teşekkür maili de görüşmeden 1 gün sonra atılmalıdır.
Teşekkür Mailinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
- Görüşmeden 24 saat en geç 48 saat sonra notu
göndermeniz iyi olur
- Mailinizi kısa cümlelerle tutmalı, eğer
görüşmede söylemeyi unuttuğunuz bir nokta varsa bunu hatırlatmalı ve pozisyona
istekliliğinizi yansıtmalısınız.
- Aynı firmadan görüştüğünüz bir kaç kişi varsa
hepsine ayrı ayrı mail atabilirsiniz..
-Mailde hangi pozisyonda görüştüğünüzü muhakkak belirtin.
-Görüşmeciye zaman ayırdığı için teşekkür edin.
-Sonucuna güvendiğiniz her mülakata teşekkür maili
atabilirsiniz.
Örnek Teşekkür Maili
Sayın X
Şirketinizdeki Muhasebe Yöneticisi pozisyonu ile
ilgili olarak bana vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. Görüşmede de
belirttiğim gibi ABC şirketindeki 7 yıllık deneyimim ve SAP muhasebe programına
hakimiyetim sebebiyle bu pozisyona oldukça uygun olduğumu, ve şirketin ortam ve
kültürüne kısa sürede uyum sağlayacağımı düşünüyorum. En kısa zamanda tekrar
görüşmek dileğiyle.
Mülakat Sonrası Adaylara Geri Bildirim Manifestosu
Merhaba.
Bu yazıyı okuyan herkes sanırım hayatında en az 1 defa ''biz sizi olumlu
da olsa olumsuz da olsa ararız'' cümlesini duymuştur. Peki bu kurulan cümlenin
üzerine yüzde kaç oranla geri dönüş yapıldı? Mülakatları olumlu olanlara
haliyle dönülüyor ama burada vurgulanmak istenen nokta ''olumsuz olan''
adaylara da geri dönüş yapıp süreci sonuçlandırmaktır.
İçinde ''insan'' kelimesi geçen tek departmanda çalışan kişilerin insan
kavramına azami önem gösterip belki de İK'lığın kanayan tek yarası olan ''biz
sizi ararız'' cümlesine sığınmayıp adaylara gerçekten geri dönüş
yapmalıdırlar. Bu konu hakkında daha önce yazdığım yazıyıburadan
okuyabilirsiniz.
Evrim İnkaya'nın girişimiyle özellikle işe alımcı arkadaşların pratikte
dikkat etmesi istenen bir manifesto yayınlandı. Bu manifestoya göre;
- Pozisyon ayırt etmeksizin mülakata katılan her adaya geri dönüş yapılmalıdır.
Yani sen beyaz yakasın, sen mavi yakasın ayrımımı olmamalıdır. Benim gözümde de
zaten ‘’patron’’ dışında herkes işçidir. Yani çalışmanın mavisi-beyazı olmaz.
İş kanununa göre CEO’da işçidir İK Müdürü de işçidir, çaycı da işçidir.
- Mülakat sonuçları 1 hafta ile 15 gün içerisinde aktarılmalıdır. Burada tabi
işe alınacak departman ve pozisyon önem arz ediyor. Örneğin kimi üst düzey
yönetici pozisyonlarında süreç 2-3 aya sarkabiliyor. Böyle bir durumda da
adaylara ara bilgilendirme yapılmalıdır.
- Adaylara ilk tercih olarak mail yoluyla ikinci tercih olarak telefonla dönüş
yapılmalıdır. Burada kritik nokta bence şu. İşsizliğin verdiği sinir harbi
ve ruhsal çöküntü sonucunda birisinin sizi arayıp telefonla mülakatta elendiniz
cümlesini duymak belki de kişinin o an duymak isteyeceği en son şey olabilir. Duyduğum
kadarıyla telefonda bu tarz adaya dönüş yapıldığı bir anda karşı tarafın küfür
ederek telefonu kapattığı olmuş. Bu yüzden ilk tercih olarak mail yoluyla geri
dönüş daha sağlıklı bir ilerleme olacaktır.
-Mail yoluyla dönüşlerde de klasik, kalıplaşmış, hiçbir feedback vermeyen
basma kalıp cümleler kurulmamalıdır. Aday elenebilir doğru ama neden
elendiği hakkında feedback alırsa kendini geliştirebilir. Örneğin kıyafetini
beğenmedik uygun giyinmemişsin veya görüşmeye şortla gelmişsin derseniz aday
bir sonraki görüşmesine takım elbiseyle gider veya excel in kötüydü ondan
eledik, ingilizcen yetersizdi, göz kontağı kuramıyordun, görüşmede bana
abi/abla dediğin için eledik, bacak bacak üstüne attın diye eledik...Sebepler
çoğaltılabilir önemli olan elenme nedeni ve süreç olumsuzsa adaya geri dönüş
yapıp sürecimiz olumsuz oldu nedeni buydu demeniz gerekir. Tabi ki burada
kırıcı olmayan cümlelerle uygun bir üslup kullanmanız gerektiğini hatırlatmama
gerek yok herhalde.
Yazıyı
sonlandırmadan önce adaylara geri dönüşle ilgili güzel bir örnek paylaşmak
istiyorum. Oyuncu/yönetmen/senarist olanMüfit Can Saçıntı linkedin de iş ilanı paylaşıyor ve süreçten sonra da linkedin'de resimdeki yazıyı paylaşıyor.Sanatçı duyarlılığı bu olsa gerek.
Anıl GÜÇLÜ, 1988 Fethiye doğumludur. Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümünden mezun olduktan sonra yüksek lisans eğitimini Ege Üniversitesi İnsan Kaynakları Yönetimi ve Yönetim Geliştirme bölümünde tamamlamıştır. Çalışma hayatında çağrı merkezlerinde İnsan Kaynaklarının İşe Alım kısmında başlamıştır ve uluslararası/büyük ve orta ölçekli şirketlerin stratejik insan kaynakları sistemlerinin kurulumu, geliştirilmesi ve sürdürülebilirliği projelerinde yer almıştır.
Çalışma alanı ve uzmanlık konuları arasında İK metrikler ve analizleri, yönetim ve organizasyon, HR Scorecard kurulumu, işe alım yönetimi, strateji ve kurumsal performans yönetimi konuları yer almaktadır. Üniversitelerde özellikle yeni mezun olacak öğrencilere, seminerler vererek iş arama süreçlerinde onlara destek olmaktadır. Tüm bu mesleki bilgilerini aktif olarak blogunda yazmakta ve İK Blogger çatısı altında da çeşitli etkinliklerde yer almaktadır. (www.ikmania.blogspot.com)
Yazımda Bulunduğu Makeleleri:
‘’Akışkan Performans Yönetimi Tasarımı’’
‘’İnsan Kaynakları Süreç Sonuçlarının Paydaşlarca Algılanmasında ki Farklılıkların Nedenleri’’
‘’Turning Potential into Success The Missing Link in Leadership Development’’ Yüksek Lisans Bitirme Tezi: ‘’Yetkinlik Bazlı Performans Değerlendirme Modeli: Örnek Bir Uygulama’’